Paylaş

İlk görüşte aşka inanır mısınız?

Ben artık inanıyorum. Paris ilk anda ya seveceğiniz ya da hiç bir şey hissetmeyeceğiniz bir şehir…

Ben ilk gördüğümde sevdim hatta belki de vuruldum diyebilirim. Güneşine, bulutuna, yağmuruna, gecesine gündüzüne vuruldum. Sokaklarına hayran kaldım, hangi sokağına neden girdim bilmiyorum sadece kalbimin sesini dinledim ve dolaşmak istedim amaçsızca, öyle de yaptım. Bir beklentim olmadı, sadece her sokağın başında yüzümdeki gülümseme derecesine göre devam ettim yollarına. Metro ağında kaybolmak bile tatlı bir his uyandırdı, nereye nasıl giderim sorusunu her seferinde farklı kültürden birine denk gelip sormak ayrı bir duyguydu, sadece insan olmanın önemini hatırlatırcasına…

Paris’te Gezilecek Yerler Listesi

Elimde bir not defterim vardı tabi ki içinde de her şehir için gezilecek yerler listesi bunlar olmazsa olmazımdır gezerken.

Eyfel Kulesi, Louvre Müzesi, Orsay Müzesi, Seine Nehri ve Aşıklar Köprüsü( Pont des Arts), Ressamlar Tepesi, Şanzelize (“Avenue des Champs- Elysees”), Opera Binası, Concorde Meydanı, Zafer Takı (Arc de Trump), Notre Dam Katedrali gibi bir liste. Fakat Paris’te gezilecek yerler listesine bakmadan gezdim, mesafeler gözümde büyümedi yürüdükçe yürüdüm hepsi karşıma çıktı. Bize her yol Paris lafını burada sevdim 🙂

Her yerde deli gibi bir kalabalığa hazır olun, deli gibi kuyruklar oluşuyor. Mesela Eyfel Kulesi için 1 saat sadece içeri girme kısmı sürdü, 1 saatte 2.katına çıkmak için bekledik. (2.katına çıkmak için bilet ücreti 11, tamamı 17 Euro bu arada) Bu kadar beklemeye 1 saatte en üst kat için bekleyemedik çünkü 2.kat bile bizi mutlu etmeye yetti, yok canım yükseklik korkusu ne alaka 🙂

Paris deyince aklıma gelen diğer şeyler; kahve, kuruvasan ve makaron 🙂 Sokaklarda gezerken kahve kokusunu içinize çekin, rengârenk vitrinlere bakmaktan çekinmeyin, girin içeri deneyin seveceksiniz.

Ne büyüttün Paris’i diyecek olanlar da vardır belki ama bu hissin tam nedenini bende hala çözemedim, belki de beni neyin etkilediğini tam çözemediğim için onun arayışındayımdır. Bu ilk gidişim ama son değil onu biliyorum. Ve beni neyin etkilediğini bulacağım, bulduğum zaman yine yazacağım. Biraz da fotoğraflarla sizi baş başa bırakayım ki belki birilerine ilham olur, belki birilerini cesaretlendirir, belki de gitmek için bahane olur. Gerçi gezmeye bahane mi lazım, istemek yetmez mi?

Tek başına gitmeye çekinen, dil kaygısı yaşayan, aniden plan yapamadım diyenler için şuraya da bir not düşeyim. Bunu Instagram hesabımdan yazmıştım ama tekrar yazayım.

Ben de ani bir karar ile bu yaz yurt dışına çıkmaya karar verdim tabi erken uçak bileti alma, plan yapma konusunda biraz geç kalmıştım. O yüzden deli gibi araştırma yaparken bir otobüs firmasına denk geldim, 16 gün otobüsle Avrupa Turu şeklinde. Başta yok ya hiç tarzım değil desem de sonra organizasyon sahipleri ile konuşunca ikna oldum ve kendi kendime yapacağım plana göre daha uygun bir fiyat çıktı. Bu şekilde gittiğime pişman olmadım çünkü klasik bir tur mantığı yok burada ana hatları ile onlara bağlı kalma koşulu ile geri kalan zamanlarda serbesttim tamamen yine kendim gezdim. Yine olsa yine onlarla giderdim. Teşekkürler iksbus ailesi 🙂

Son olarak şunu söyleyebilirim ki, çıkın çıkın gezin 🙂

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.