Paylaş

Yeni bir gezgin olarak bu ilk yazım. Bende diğer birçok arkadaş gibi sürekli kariyer için çabalamaktan yorulmuş artık hayatı ıskalamak istemediğime karar vermiştim. Beni mutlu eden tek şeyin yeni yerler keşfetmek olduğu daha 5 yaşındayken belliydi. Çünkü annem ve babam bankadayken tek başıma sürekli denize kaçardım , plajdan toplarlardı beni 🙂

Özgürlüğüme her zaman düşkün biri oldum. Sadece bunu okul mezuniyeti, geçim sıkıntısı, para kazanmaya çalışmak gibi dertler için uğraşırken uzunca bir süre unuttuğumu farkettim. Sürekli farklı işlere girip ofisten eve evden ofise gidip geldiğimde, her gün işe gidip gelirken yolda en az 2-3 saat harcadığımda hayatımdan ne kadar fazla şey çaldığımı farkettim. Dışarıda kocaman bir dünya vardı ben bunu sırf  klasik toplum baskına uyup iyi bir ev ve araba araba alabilmek için çabaladığımda kaçırdığımı farkettim. Üstelik üniversite hayatında da fazlasıyla aktif biri oldum. Yamaç paraşütünden motor sporlarında tenisten dansa her zaman yeni şeyler öğrenmeye açık biri oldum. Tabi işin içine mezuniyet ve iş güç girince işler değişti. Ne zaman hayatı ıskalar olduğumu bilmiyorum.  Mutlu değildim.

Veee sonunda işi bıraktım. Zaten mezun olduğum işi yapmıyordum. Asıl mesleğim jeoloji mühendisliği.  Sonradan Grafik ve Web Tasarım işine merak salarak bu yönde geliştirmeye başladım kendimi. Şimdi ise bu işe freelance devam etmeye çalışıp geri kalan zamanımı gezerek geçirmeye, hobilerimle ve kedimle köpeğimle daha çok ilgilenerek harcamaya karar verdim. Pişman mıyım? Hayır! Parasız mıyım? Evet! Ama huzurluyum çünkü iş hayatında ofiste onlarca insanın mutsuz suratını çekerek geçirmek zorunda olduğum bir hayatı seçmedim. Sevdiğim her şeyi yapıyorum ve küçük şeylerle mutlu oluyorum.

“DENİZE KIYISI OLMAYAN İNSANLARI SEVEMEDİM”

Sevdiğim şeylere gelecek olursak her zaman denize aşık biri oldum girmesem de kenarında oturup dalga sesini duymak her zaman bana terapi gibi oldu. Bu yüzden en sevdiğim şarkılardan birinin sözü; “Denize kıyısı olmayan insanları sevemedim.”  Hiç bir şey yapamasam bile saatlerce deniz kıyısında oturabilirim hemde hiç sıkılmadan. Tabi bundan sonrasında kamp yapmak geliyor. Evet yüzlerce kez kamp yapmışlığım var diyemiyorum ama her fırsatta doğaya kaçtım diyebilirim.  Bir kere gereksiz şehir kalabalığı yok. Mutsuz suratlar trafik gürültüsü yok. Dolmuş kavgaları gasplar tecavüzler laf atanlar yok. Sadece rüzgarın sesi var.  Sabah gözünüzü kapalı karanlık odaların perdesine değilde yeşilin binbir tonuna açıyorsunuz.  Bunun keyfini en konforlu otellerin en pahalı odalarında bile alamazsınız.  Umarım bir gün herkes metal yığınlarından kurtulup doğanın ve onun güzelliklerinin farkına varır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.