Paylaş
Güneydoğu Turu - Mardin Gezisi

Güneydoğu turu ilk durağım, Mardin oldu.

Birçok kişinin haritada yok saydığı ve korkulan şehirlerin olduğu bir rota çizdik ve ilk durak Mardin’di. Bartın Üniversitesi’nde öğrenci olduğum için Bartın’dan İstanbul’a 2 gün sonraki uçağım için yola çıktım ve İstanbul’a vardığımda turu birlikte yapacağım arkadaşım Güntülü ile yani nam-ı diğer @yabandabirdeli ile buluştum. O gece dizi oyuncusu olan Cansu Fırıncı’nın evinde geçerdik ve ertesi gün de Kadıköy’ü biraz gezip dolaştıktan sonra tekrardan Cansu’nun evine geçtik ve sabah erken kalkacağımız için erkenden uyumayı düşünemeden uyuyakalmışız. Sabah 5 gibi evden çıkmayı planlasak da uyuyakaldığımız için saat 5.30 gibi evden çıktık ve Sabiha Gökçen Havalimanı servislerine yetişip havalimanının yolunu tuttuk. 6.30 da olan uçağımıza binip Mardin’in yolunu tuttuk.

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı

Mardin Havalimanı’na geldiğimizde ise herkesin gözü bizdeydi. Çünkü daha önce çok fazla gelen olmamış ve bizim gibi sırt çantalı gezgin gelmemiş olmalı ki şaşkınlıkla karşıladılar.

Mardin Havalimanı

Çok İyi Bir Ailede Misafir Olduk

Herkes zaten Kürtçe konuşuyordu Türkçe bilen çok az kişi vardı. Servise binip Mardin merkezin yolunu tuttuk orada bizi bekleyen ağırlayacak olan bir aile bekliyordu. Evleri Yeni Mardin’de olan bu ailede kadın Eskişehirli eşi ise Sri Lankalı olan 3 kız bir erkek çocuğu olan hepsinin isimleri yabancı ve Türkçe çok az biliyorlar bir de köpekleri olan kalabalık bir aileydi. Eşi iş için şehir dışında olduğu için eşi ile tanışamadık ama çok güzel bir aileydi. Ertesi gün bizi eski Mardin’e götürdü Ebru Hanım. Biz Güntülü ile daha ayrıntılı gezmek için ayrılmaya karar verdik ve akşam haberleşip birlikte dönmeye karar verdik hem onlar işlerini rahatça halledecekler hem de biz rahatça gezmiş olacaktık. Güntülü ile eski Mardin’i karış karış gezdik her yeri ayrı ayrı tarih kokan o taş evleri ayrı bir güzellikte olan kiliseleri, camileri, müzeleri, tarihi yerleri ile dolu dolu bir şehirdi burası.

Mardin Fotoğrafları – 1

Sokaklarında küçük çocuklar hemen peşimize takılıp ilk başta Mardin’in tarihini anlatmaya başlıyorlar bitirdiklerinde ise öğrenciyiz harçlığımızı çıkarmaya çalışıyoruz diyerek para istemeye başlıyorlar. 🙂 Allah’tan çok ısrarcı olup sorun çıkartan cinsten değiller.

Mardin Fotoğrafları – 2

Sokakları gezerken Mardin’de şemsiyeli sokağı gördük ve şaşırdık vay be burada da şemsiye sokağı varmış dedik ama o şemsiyeler gerçekten o taş evli sokaklara çok yakışmış. Ara sokaklarda gezerken top oynayan, bisiklet süren çocuklar , kış için hazırlık yapan insanlar vardı.

Mardin Sokaklarında Çocuklar

Bazı sokakların bile hep bir özelliği varmış, girdiğimiz bir sokakta aşıkların, sevgililerin başkaları görmesin diye bölmeleri olan ara sokaklara gelip izdivaç yaptıklarını öğrendik.

Mardin Şemsiye Sokağı

Bu yorgunluğun üstüne Mardin’in kahvelerinin meşhur olduğunu öğrendiğimiz için kahve içmeye karar verdik ve bunun için en güzel yerlerden biri olan Mardin terası olan Seyri Merdin adlı bir kafeye girdik ve gerçekten inanılmaz bir manzarası vardı. Geldiğimizde en çok içilen kahveyi sorduğumuzda Mardin’e has en özel kahve olan Mirini Kahvesi’ni denedik, çikolata parçacıklı ve damla Sakızlı olan bu kahve gerçekten çok ama çok güzel bir kahveydi eğer yolunuz düşürse kesinlikle denemelisiniz.

Mirini Kahvesi

Bir süre oturup fotoğraflar çektikten ve dinlendikten sonra tekrardan gezmek için yola koyulduk.

İlk Durağımız Kasımiye Medresesi

Kasımiye Medresesi: Mardin’de Artuklular döneminde yapımına başlanmış olan, Timur döneminde Moğalların saldırıları sonucucu yapımı yarım kalan mimaridir. 1457 -1502 yılları arasında Akkoyunlu sultanı Cihangir oğlu Kasım Mardin’e atanmış ve medresenin inşasına devam etmiştir. Medrese iki katlı olup, tek bir avlu etrafında ve cami ve türbe ile birlikte külliye şeklinde yapılmıştır. Kapı çeşitli işlemelerle süslüdür; günümüze kadar bir kısmı tahrip olmuştur. Binanın batısında Şafiiler’in kullandığı dikdörtgen biçiminde kubbeli mescit bulunmaktadır. Doğusunda Sünnilerin kullandığı mescit bulunmaktadır. Bu mescit Yapının kuzeyinde ise çeşme yer alır. 700 yıllık bir tarihe sahip medresede toplam yirmi üç medrese odası bulunur. Bunların on biri alt katta, on ikisi üst kattadır. Güneş doğduktan batana kadar tüm derslikler aydınlıktır. Medresede hem dini ilimler hem fenni ilimler icra edilmiştir. Sınıf olarak tabir edilen küçük odaların üstünde o dersliğin hangi bilime ayrıldığını gösteren astronomi ve tıp bilimine ait simgeler bulunmaktadır.

Rivayetlere göre Kasım Paşa burada katledilmiştir. Rivayete göre “Kasım Paşa’nın kız kardeşi, Kasım Paşa öldüğünde kanlı gömleğini ağıtlar yakarak eşliğinde eyvanın duvarlarına sürmüştür ve hala o duvarlara su döküldüğünde duvardaki kan izleri belli olduğu” söylenir. Günümüzde Medresenin müze düzenleme çalışmaları devam ettiğinden o dönemden kalma birçok tıbbi malzeme çerçeveler içinde avluda sergilenmektedir.

Mardin Zinciriye Medresesi

Mardin Sokaklarında Macera Peşindeyiz

Oradan çıktıktan sonra kiliseleri, camileri gezdik, ziyaret ettik. Gezimizi bitirdikten sonra tekrardan çarşıya dönerken en meşhur kahvecilerinden olan Artuklu Kahvecisi’ne uğradık ve içeri girdiğinizde isteğiniz her şeyden tadabiliyor, kahve içebiliyorsunuz ve kahveleri gerçekten çok güzel, dayanamayıp biraz kahve , biraz da şekerlerden, lokumlardan alıp ayrılıyor dükkandan, daha sonra giderken yabancı olduğumuz çok belli ve 3-4 kez çarşıda aşağı yukarı yaptığımız için polis takibine takıldığımızı anladık ve bizim sivil olduklarını anladığımız polisler bize gelip sivil misiniz gibi bir soru sorunca biz güldük ve durumu anlatıp devam ettik .) daha sonrada bizi ağırlayan aile ile haberleşip kalacağımız evin yolunu tuttuk.

Eve geldiğimizde akşam yemeğini yedik, sohbet ettik , daha sonra çocuklarla film izleyip bir şeyler yedikten sonra erkenden Nusaybin’e doğru yola çıkacağımız için uyumaya karar verdik.

Nevzat Can Altınışık ve Güntülü Yalçın

Sabah olduğunda ise kahvaltıyı yapıp erkenden yola çıktık, otobüs terminalinde alacak eşyamız olduğundan ilk başta terminale geçtik oradan ayrıldıktan sonra otostop çekmeye başlayarak Mardin’in o taş evlerini izleyerek Mardin’den yavaş yavaş ayrıldık.

Mardin Sokaklarında Gezi

Nusaybin’e Çabuk Vardık

İlk başta şehir dışına yakın bir yere kadar  bir amcamız bıraktı daha sonra 1-2 km yürüdükten, şehir dışında tamamen toprak kurak araziyle dolu  bir çok noktada polis kontrolünün olduğu yerleri geçtikten sonra bir araç daha Nusaybin’e vardık. Bizi getirenlere teşekkür edip ayrıldıktan sonra sokakları gezmeye başladık ve yoğun çatışmaların yaşandığı zamandan dolayı çok hasar gören koskoca bir mahalleyi dümdüz etmişler sadece cami kalana kadar. Ama hala etrafta mermi izleri bomba izleri olan binalar bulunmaktaydı ve çocuklar oyunlarını böyle yerlerde oynuyorlar bisiklet sürüyorlardı. Tekrardan çarşı içinde ilerlemeye başladık, planımız Suriye sınırındaki zamanında ilk üniversite olan kiliseyi ve Suriye sınır kapısını görmekti. Mardin’de olduğu gibi herkesin şaşkın bakışları arasında bir çok kişinin turist , aa yabancı diye seslenişleri arasında ilerliyorduk ve bir kafeye adres sorduğumuzda bize dümdüz devam edin Türkiye bitince sağa dönün gibi güldüğümüz bir cevap verdi, o sırada gezgin olduğumuzu anlayan kafe sahibi bizi içeri davet etti ikramlarda bulundu ve sohbet ettik. Yaklaşık 30-40 dk oturduktan sonra suyumuzu da verip uğurladılar, ne yalan söyleyip o çok sıcak havada o buz gibi su çok iyi gelmişti  daha sonra denildiği gibi yapıp Türkiye bittikten sonra yani Suriye sınır kapısından sağa döndük, Suriye çok net gözüküyor hala dumanlar çıkıyor ve silah sesleri geliyordu.

Mor Yakup Kilisesi

Daha sonra dünyanın ilk üniversitesi olan Mor Yakup Kilisesi’ne vardığımızda ziyaret saati dışına denk geldiğimiz için kapalı denk geldi ve orada bizi gören halk ilk başta bir şey demediler sonra biz sorduğumuzda yabancı olduğumuzu sandıkları için bir şey söylemediklerini söyleyip bizi kiliseye bakan rahibenin evini gösterdi onlarda öğleden sonra açtıklarını şimdi açamayacaklarını söylediler, 1 saat kadar kamışlı sınırında dolaştık, dinlendik , köşe başlarında küçük çocuklar bizleri izliyordu, biz baktığımızda kaçıyorlardı , 2-3 katlı binaların balkonlarında hala mermi izleri duruyordu, daha fazla bekleyemedik ve kiliseyi göremeden ayrılmak zorunda kaldık. Nusaybin’de biraz daha dolaştıktan sonra bir sonraki durağımız olan Şırnak Cizre’ye gidecektik ve o ara yol güvenlik bakımından sıkıntı olduğu için otostop çekmedik ve bir servise binip terminalin yolunu tuttuk.

Güneydoğu turumuzla ilgili yazılarımın devamı gelecek. Güneydoğu Bölgesi hakkında merak ettiklerinizi yorum kısmından sorabilirsiniz. 🙂

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here