Paylaş

Dün rastgele yolda yürürken, hayatı aslında bir kez daha dolu dolu yaşayabileceğime inandıran bir grup insanla tanıştım ve ne yapıyorlar nereye gidiyorlar diye onları takip ettim. Yanlarına iyice yaklaştım ve tanışmak için selam verdim.

Bu arkadaşlar İnterrail Türkiye grubundandı. Cumartesi günü için Bursa’da kahvaltı ayarlayıp kendilerince bir macera başlatmışlar. Balıkesir Üniversitesinde okuyorlarmış. Hepsinin ayrı ayrı hikayesi vardı sanki ve ben sabırsızlıkla onlarla konuşmak istiyordum. Önce kendimi tanıttım; nereli olduğum, nerede okuduğum, nerede oturduğum ve neler yaptığımla ilgili uzunca bir konuşma yaptım. Sıra onların ne yaptıklarıyla ilgili sorularıma geçmişti. Hepsi öğrenciydi. Bu birbirimizin daha çabuk kaynaşıp daha sıcak bir ortam oluşturmamızın en güzel sebeplerindendi. Öğrenci ortamında ne söylersen seni dinleyecekler ve seni anlayışla karşılayacaklar duruşu vardır. Çünkü öğrenciler arasında ufakta olsa bir bağ olduğunu düşünüyorum.

Neyse arkadaşlarla konuştuktan sonra yolculuklarının nereye doğru olduğunu sordum. Önce Bandırmaya sonra oradan da Tatlısu taraflarına geçeceklerini ve orada deniz kenarında kamp yapacaklarını söylediler. Ben daha bende geleyim mi demeden sende bize katılır mısın sorusu yöneltilmişti bile. Anlık düşündükten sonra ‘Ben sizi Bursa’nın çıkışına kadar eşlik eder sonra geri dönerim’ dedim. Sen nasıl istersen dediler ve çıkışa doğru yol aldık. Bursa’nın çıkışına geldiğimizde daha selam vermeye kalkmadan hemen otostop çekmeye başladılar ve  aracın bir tanesini durdurmuşlardı bile. Önce kamyonetin arka kasasına sonrada bir adet Broadway’e bindik ve beş kişi arkaya sıkışmıştık.

“DOĞAÇLAMA HAYAT GİBİSİ YOK”

Bir buçuk saat boyunca güle eğlene, ayaklarımıza kramplar gire gire Bandırmaya varmış olduk. İnince nefes aldığımıza şükrediyorduk. Bizi alan Abiye selam verdikten sonra ufak erzak alışverişi için öğrencinin vazgeçilmez alışveriş merkezi olan BİM’e gittik. Ardından Tatlısu’ya gitmek için yola koyulduk. Ben arada gülüp duruyordum ve neden gülüyorsun diye soruyorlardı. Bende Doğaçlama hayatı çok sevdiğimi ancak böyle bir şeyi bugün yapacağımın hayalini bile kurmadığımı ve bu yüzden güldüğümü söyledim.

Ne ara otostop çektik, ne ara Bandırmaya geldik, ne ara alışveriş yaptık ve ne ara Tatlısu’ya geldik diye düşünüyorum derken yine beni bir gülme tuttu.  O kadar dolu dolu geçmişti ki zaman ne yapacağımı şaşırmış gibiydim. Deniz kenarında kamp yeri aradık. Kamp yapacağımız yerin rüzgar almaması çok önemliydi. Biz de tam ona uygun bir yer bulmuştuk. Hemen kamp ateşi yakıldı ve akşam yemeği hazırlanmaya başlandı. Derken irtibat kurmak için numaralarını ve mail adreslerini almıştım ve davetsiz misafir olarak hem çadırım hem matım hem de tulumum yoktu. Bu yüzden kalamayacağımı söyleyip, bana bu rastlantı için ve böyle bir gün geçirdiğim için kendilerine çok teşekkür edip yanlarından ayrıldım.

Gün gelir devran döner olur da bir gün rastgele yolda yürürken karşınıza üç beş tane çantalı çadırlı genç çıkarsa selam verin. Belki yardıma ihtiyaçları vardır ve belki o şehrin yabancısıdırlar. Kötü bir şey değil sadece bir Selam… Bir selam yeter, bakın ondan sonra neler oluyor ve kendinizi nerelerde buluyorsunuz. Bir sonraki yazımda görüşmek ümidiyle, Hoşçakalın. Doğadan ve doğallıktan uzaklaşmayın efenim…

Paylaş
Önceki İçerik4 çekerle kamp günlüğü
Sonraki İçerikYoldan Çıktık ile Kapadokya macerası
Necati Gök

Öğrenci ve yazar. 30 Nisan 1993’de Bursa’da doğdu. Bursa Ertuğrulgazi Lisesini bitirdi. Giresun Üniversitesi RTV bölümünden Ön lisans olarak mezun oldu. Girne Amerikan Üniversitesi Radyo Televizyon Sinema bölümünde Lisans olarak devam etmektedir. Hayatını Doğaya ve Doğallığa adamıştır. Lise yıllarından beri yazarlık yapan Gök, ileride Senarist ve Yönetmen olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here